Hazar Alapınar ile söyleşi…

Türkiye’nin önemli kemancılarının hocası, 2011 Donizetti Klasik Müzik Ödülleri “MÜZİK EĞİTİMCİSİ ÖZEL ÖDÜLÜ”nün sahibi Prof. Hazar ALAPINAR ile, özellikle kemana yeni başlayanlara yönelik bir söyleşi gerçekleştirdik. Yazının öğrenciler ve Velilere yardımı olacağını umuyorum.

   -Yaylı çalgıların seçimi ile ilgili neler söylemek istersiniz. Bir çalgı alırken nelere dikkat etmeliyiz.

   – Çok şey söylenebilir. Ama önce şunu söylemeliyim. Herşey bu tümce içinde saklı: Seviniz. Dokununuz; Canlı bir nesneye değdinizi duyumsayınız.

 Sevmek emek vermektir. Anlamayı bilmeyi araştırmayı gerektirmektedir.

 Bunlar genel sözler. Örneğin, keman çalacaksanız, öncelikle boyunuza, yapınıza göre bir çalgı seçmelisiniz. Küçükten büyüğe göre sıralarsak; Çeyrek (1/4), yarım (1/2), üç çeyrek (3/4), arada bir boy daha var sekizde yedi (7/8) ve tam keman (4/4)

 Bundan sonra sıra alacağınız çalgının niteliklerine geliyor. Öncelikle doğru ölçülendirilmiş bir çalgı olması gerekiyor. bunun için yanınızda iyi bir çalgı yapımcısınının (ya da anlayan birisinin) bulunması, yanlış bir seçim yapmamanız açısından iyi olur. Ucuz bir fabrikasyon keman almak zorunda olsanız bile, hiç olmazsa doğru kesilip, kemanınıza göre alıştırılmış bir köprü ve iyice bir takım tel edinmelisiniz.

 Sırası gelmişken tel değiştirirken yapılabilecek bir hataya işaret etmek istiyorum. Eski tellerin tümünü çıkarıp yenilerini takmaya çalışmayın sakın! Öyle yaparsanız köprü yerinden oynar ve düşer. Tellerin basıncı köprü üzerinden kalkınca, kemanın içindeki can direk de (üst ve alt kapak arasındaki silindirik çubuk) düşebilir.

 Benim önerim, önce “sol” telinin değiştirilip gerilmesi (Akortlanması demiyorum. Tellerin tümünü taktıktan sonra, yavaş yavaş gererek akortlayabilirsiniz.) sonra sırası ile “mi”, “re” ve “la” tellerini değiştirebilirsiniz. Böylece hem burgu kutusunda telleri birbiri üzerine gelmeden daha uygun sıralayabilir, hem de köprünün üzerinden basıncı dengeli bir biçimde almış olursunuz.

  Yay (arşe) seçimine gelince: Çok hafif ya da çok ağır bir yay seçmemelisiniz. (tam keman için yaklaşık 60-61 gr. olabilir) Ucuz yayların üzerindeki kıllar da nitelikli değildir. Mümkünse iyice bir kıl taktırın. Yay seçiminde yöntemlerden biri de şudur: yayın ucunu sol elinizle, topuğu sağ elinizle kavrayın ve sağa sola yaylandırın. Yayın esnemesi çok gevşek ya da çok sert olmamalı. Basınca yeterince direnç göstermeli. Çubuğun düz olmasına da ayrıca dikkat etmeli doğal ki. (Kemanla ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Hazar Alapınar, Keman Yapım Tarihi, Sevda Cenap And Müzik Vakfı Yayınları)

   Kemanın ses özelliğinden hiç söz etmedim. Biraz da o konuya değineyim. Kemana başlayan bir öğrenci için “iyi kötü bir çalgı ile başlasın da ilerlerse sonra değiştiririz” diye düşünülmemelidir. çalgıyı sevebilmenin bir yolu da unutulmamalıdır ki, onun güzel ses vermesidir. Kulak kötü tınılara alışmamalıdır. Düşünsenize zaten çalmakta güçlük çeken çocuk bir de berbat tınlayan çalgısı ile uğraşmak zorunda kalacak. Bu eziyeti çocuklarımıza çektirmeyelim.

   Yinelemekte yarar var: seçilen keman çok iyi olmasa bile, iyice bir takım tel kullanmalıyız. Teller kendi aralarında uyumlu tınlamalı. örneğin mi teli çok parlak, la teli puslu, re teli mat, sol telinin gevşek olmaması gibi. (bu sadece bir örnek) Tellerin birbiri ile uyumu için takım tel yerine başka düzenlemeler de denenebilir. Bu konuda ayrıntıya girmiyorum. Ama şu kadarını söyleyeyim, kemanınız çok sert ses veriyorsa yumuşak bir tel, gevşek aşırı yumuşak tınlıyorsa daha sertçe bir tel takabilirsiniz.

   Öğrenci henüz çok ilerlememiş bile olsa, satın alınacak bir keman denenmeli. Birinci pozisyonda rahat, net bir tınıya sahip olan çalgı, ileri pozisyonlarda da aynı rahatlıkta çalınabilmeli. Bu söylediklerim bir özetleme ama kısaca ilk dikkat edilmesi gerekenler bunlar.

   -Çalgı öğrenimine başlama yaşı ne olabilir?

   Keman için 5,6,7 yaşlar olabilir.

   -Daha ileri yaşlarda başlanamaz mı?

 Neden olmasın. Ben ideal olanını söyledim. Eskiden Konservatuvarlarda ilkokuldan sonra (5.sınıftan sonra) başlanıyordu. Şimdilerde 4. sınıftan da alınıyor. Ben de o tarihlerde (1948) 6 yaşında konservatuvara girenlerdenim.

   -Çalgının bakımına ilişkin neler söylemek istersiniz?

  İnsan sevdiğine nasıl davranır? Onu incitmemeye, hırpalamamaya özen gösterir, öyle değil mi? İşte çalgınızla olan ilşkiliniz de temelde böyle olmalı.

  Neyse biz biraz somuta indirgeyelim. Öncelikle çalgıyı cilalı yerlerinden tutmayalım. (Üst kapak ve alt kapaktan asla.) Saptan, çeneliğin bulunduğu yerden ve salyangozdan kavrayabiliriz.

  İki bezimiz olsun. Biri yumuşak sarı bez olabilir. Bununla cilalı yerlerini silelim. Diğer bez tüysüz bir bez olsun. Onunla da telleri silebiliriz. Teller reçineli kalmamalı. Bez biraz alkol ( kolonya) ile nemlendirildikten sonra teller silinebilir. Ama cilalı yerlere asla alkol, su vb. değdirmiyoruz.

  Cilayı temizlemek için özel yağ vb. maddeler vardır. Onlar kullanılabilir. Temizlemeden önce kemanda toz ve reçine (özellikle tellerin altında, köprünün önünde) kalmamalıdır. Kullanılacak temizleme malzemesini sadece çalgının cilalı yerlerine uygulamalıyız. Sonra çok yumuşak bir bez ile silinebilir. Müzik mağazalarından alacağınız bir temizleme malzemesinin nasıl kullanılacağını MUTLAKA bir bilene sorun.

  Arşenizi çalıştıktan sonra bir bez ile reçinesini alıp gevşetin.

  Bu arada tel takma konusunda önemli bir nokta daha var. Teller akortlanırken köprünün öne (tuşeye doğru) eğilmemesine dikkat etmek gerek. Keman kucağa alınıp iki elimizle köprüyü geriye çekebiliriz. ( siz bu işlemi bir bilene yaptırın) Unutmayın, köprünün normal duruşu hafif geriye doğrudur.

                                               ***

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *