Fahiş fiyata çalgı/yay satın almak.

Geçen hafta bir kaç saatimi bir müzisyen arkadaşımı aldığı yayın ödediği paradan 10 kat ucuz olduğuna ikna etmeye çalışarak geçirdim. Peki çalgı alırken (kandırılmamak için) ne yapabilirsiniz?


Bir çalgı ya da yay alacaksınız, size gösterilenlerden bir tanesi çok hoşunuza gitti, üzerinde etiketi de var üstelik fiyatı da çok uygun; Doğaldır ki pek çok müzisyen hemen ödemeyi yapıp çalgıyı almak yönünde bir karar veriyor. Ancak kimileri için sonrası koca bir HAYAL KIRIKLIĞI olabiliyor. Tabii ki bu hayal kırıklığı çalgının/yayın aslında ne olduğunu veya aslında ne olmadığını öğrenince başlıyor.

 

Önceki yazılarımdan biri “doğru yay seçimi” hakkında koleksiyoner ve çelist Andy Lim ile yaptığım söyleşi idi. Müzisyenler için “çalınabilirlik” bir çalgı ya da yay seçerken ilk kriter olmalı ve bu söyleşi de “çalınabilirlik”i kolay anlamak adına ipuçları veriyordu. Ancak her “çalınabilir” çalgı ya da yay -ne kadar mükemmel olursa olsun- değerli olmayabilir. Bunu anlayabilmenin ise kolay bir yolu yok maalesef.

Bir çalgının/yayın değerli olup olmadığını anlamak için ilk baktığımız o çalgının/yayın “etiket”i oluyor. Ancak etiketi olan ya da üstünde  isim yazan her çalgı/yay gerçekte o isim tarafından yapılmış olmayacağı gibi sonradan etiketlenmiş de olabilir.

Böyle durumlarda eğer çalgı/yay orijinal değilse etiket ya da mühür orijinal çalgıya göre küçük farklılıklar gösterebilir. (Bu durum yaya basılan mühür için daha sık görülür.) Mühürde kullanılan yazı karakteri veya punto birimi bile çoğu zaman bir ipucu verebilir.

Kimi durumlarda ise çalgıda/yayda herhangi bir isim bulunmayabiliyor. Böyle durumlarda mümkünse bir eksperin (ülkemizde çalgı eksperi maalesef bulunmamakta) ya da güvendiğiniz bir lutiye’nin fikrini almak sizi yanlış karar vermekten kurtarabilir.

Şunu da belirteyim, Yurt dışında meslek odalarının varlığının bir otokontrol mekanizmasının oluşmasına sebep olduğundan bahsetmek yanlış olmayacaktır. Pek çok lutiyenin kendilerine danışıldığında size o çalgı hakkında daha çok tecrübesi olan bir başkasını önermesi sık görülen birşey. Ancak maalesef Türkiye’de mesleki denetimler gerçekleştirebilecek bir kurum olmaması, bu konuda ülkemizdeki çalgı yapımcıları dikkatli davranmaktan alıkoyabiliyor. O yüzden danışacağınız lutiye’nin güvenilir olması önemli.

Peki eksperler ya da lutiyeler çalgıyı/yayı değerlendirirken hangi kriterlere göre karar veriyorlar?

Yay için konuşursak ilk olarak kullanılan malzemenin niteliği yayın değeri hakkında bize bir bilgi verebiliyor. Kullanılan ağacın niteliği, cinsi ve yayın parçalarında kullanılan değerli metallerin türü bir yayın değerini anlamak için bakılması gereken ilk kriterler. (Tabii burada şunu bilmekte fayda var, nikel kullanılmış ucuz! bir Sartory yay gümüş hatta altın bir fabrika üretimi yaydan her zaman için daha kıymetlidir.)

İşçilik ise önemli bir diğer kriter. İşçiliğin kalitesini anlayabilmek için illaki bir lutiye olmak gerekmiyor. Ancak yazının sonunda da  değineceğim gibi iyi bir işçiliği anlamak, iyi işçilikle yapılmış çalgı ve yaylardan bol miktarda görmüş olmayı gerektiriyor.

Son olarak “karakter” de önemli bir kriter. Nedir bu karakter? Aynı eseri çalan iki farklı müzisyeni “nüanslarından” tanıyabileceğimiz gibi çalgı yapımcıları da bazı nüanslardan tanıyabildiğimizi söyleyebilirim. Yine yay için örnekleyecek olursak, Kafa stili, “pah” kırmalar, gaga, yüksük, düğme ve hatta çelik vida gibi bölümlerden bile ustanın kimliği hakkında bir bilgi sahibi olunabiliniyor. (Yayın bölümleri ile ilgili olarak “Yayın Anatomisi” başlıklı yazıyı okuyabilirsiniz)

Yazıyı bitirmeden önce şunu eklemeliyim, bazen çok ünlü eksperler bile çalgının/yayın kimliğini belirleme konusunda yanılabiliyor. Çok üst seviye çalgılar/yaylar için geçerli olan böyle bir kaç hikaye biliyorum ve belki başka bir yazının konusu olarak bu hikayelere değinebilirim.

Ancak müzisyenler olarak çalgının/yayın değerini anlayabilmek adına yapabileceğiniz hiç bir şey yok değil. Mümkün olduğunca çok çalgı veya yay görmek (tabii ki iyi yapılmış olanları) bir çalgı alırken yanılmamak için yapılabilecek en doğru adım olabilir. Bunun için de -belki de öğrenciliğinizden başlayarak- etrafınızdaki müzisyenlerin çalgılarına/yaylarına bir göz atmak iyi bir başlangıç olacaktır.

Nasıl ki tek bir eser için günlerce prova yaparak ve o eser hakkında çeşitli yorumları dinleyerek yani eseri çalışarak sahneye çıkıyorsanız çalgı alırken hata yapmamak için de çalışmanız gerekecektir. Üstelik uzun yıllar sürecek bir çalışma…

 

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *